Şöminenin alevleri ağır ağır yükselirken odadaki sessizlik, Kartal'ın son sözleriyle birlikte daha da derinleşti. Masanın ortasında duran Seçmen Şapka, yüzyılların yorgunluğunu taşıyan eski kumaşıyla hareketsizdi. Ne bir büyü parıltısı vardı üzerinde ne de dikkat çekmeye çalışan bir ihtişam... Gücü, kendini göstermeye ihtiyaç duymayacak kadar kadimdi.
Bir süre onu izledim. Sonra sandalyemden kalkıp masaya doğru yürüdüm. Her adımda, Hogwarts'ın Büyük Salonu gözlerimin önünden geçti. Binlerce öğrenci... Binlerce karar... Aynı şapka, aynı ses, aynı hüküm. Şapkanın tam önünde durduğumda başımı hafifçe eğdim.
"Kelid Aynası bana en derin arzumun yansımasını gösterebilirdi." dedim sakin bir sesle. "Ama sen, arzuları değil insanları seçtin."
Bakışlarımı ondan ayırmadan devam ettim.
"Benim içimde ne gördün de beni Hufflepuff'a yerleştirdin? Ben büyüyorum. Kendimde sevmediğim bir çok özelliğim var artık. Çocuk saflığım yok üzerimde, gözüm bir hayli açık. Benim büyüdüklerimle birlikte senin kararın hiç değişmedi mi? Yanlış eve koymuş olabileceğine dair bir düşünce geçti mi zihninden hiç?"
Sözlerim havada asılı kaldı ve şapka hiçbir cevap vermedi. Bunun yerine, usulca havalandı. Eski kumaşı en ufak bir ses çıkarmadan başıma yerleştiği anda dünya çekilip gitti. Şöminenin çıtırtısı sustu. Mumların ışığı söndü. Geriye yalnızca zihnim kaldı; ve o zihnin kapıları, bin yıllık bir misafire açıldı.
Sessiz ol. Düşünmeye devam et. Ben ikisini aynı anda yapabilirim.
Zihnine ilk girdiğimde iki şey dikkatimi çekti: Bitmek bilmeyen bir merak ve kolay kolay eğilmeyen bir irade. Sorular soruyordun; ama cevaplardan çok, onların neden doğru olduğunu anlamaya çalışıyordun. Ravenclaw'ı düşündüm. Çünkü zihnin öğrenmeye açtı. Fakat biraz daha derine indiğimde başka bir şey gördüm.
Seni Hufflepuff'a yerleştirdim; çünkü kararlarını düşüncelerin kadar, bağlılıkların da şekillendiriyordu.
Senin için insanlar hiçbir zaman yolun kenarında duran ayrıntılar olmadı. Sevdiğin birini geride bırakmayı, tek başına kazanmaya tercih etmezdin. Başarıyı istedin; ama onu yalnızca kendin için istemedin. Zirveye çıktığında dönüp arkana bakacak, "Bunu birlikte başardık." diyebileceğin insanlar hayal ettin. Bu, birçok kişinin sandığından daha güçlü bir motivasyondur.
Bir şey daha gördüm: inatçısın.
İnsanlar bunu çoğu zaman kusur sanır. Ben öyle görmem. Doğru olduğuna inandığın bir yoldan kolay kolay dönmüyorsun. Haksızlığı kabullenmektense bedel ödemeyi seçebilecek bir yapın var. Fakat aynı inat, bazen seni kendine karşı acımasız da yapıyor. Başkalarının yükünü omuzlarken kendi yükünün ne kadar ağırlaştığını fark etmiyorsun. Fedakârlığı ölçmeyi değil, yaşamayı öğrenmişsin.
Ravenclaw sana çok şey katardı., evet. Ama Hufflepuff seni eksiltmeden büyütebilecek tek evdi. Bu yüzden seni, evine yerleştirdim, Bendrowe. Ait olduğun yere. Ve sana son bir şey söyleyeceğim; şunu unutma:
Yanıldığımı düşünüyorsan, yıllar seni asla ikna etmeyecek; ancak haklı olduğumu düşünüyorsan, onlara hiçbir zaman ihtiyacın olmayacak.