
Silas (Burke) (Köklü bir aileden geliyor ancak soyadını kullanmayı reddediyor, resmi evraklarda sadece Silas olarak geçiyor)
Kısaca Karakter Kurgusu:
Silas, en köklü, en muhafazakar safkan ailelerinden birinin tek varisi olarak Londra'daki soğuk, görkemli bir malikanede büyüdü. Çocukluğu; elitist davetler, şık pelerinler, hangi çatalla hangi yemeğin yeneceğini dikte eden kurallar ve 'aşağılık melezler' üzerine yapılan ev sohbetleriyle geçti. Babası, Silas’ın gelecekte Bakan olmasını ya da en kötü ihtimalle aile servetini katlamasını istiyordu.
Silas çocuk yaştan itibaren inanılmaz bir maske takma yeteneği geliştirdi. Evdeki o boğucu, her adımı izlenen narsist ortamda hayatta kalmanın yolunun, herkesin duymak istediği yalanı en şık şekilde söylemek olduğunu çözdü. Babasının gözünde kusursuz, kibirli bir safkan prensti; ancak içten içe bu iki yüzlü, güç manyağı aristokrasiden tiksiniyordu.
11 yaşına geldiğinde Seçmen Şapka daha kafasına değer değmez Slytherin diye haykırdı. Silas ortak salona girdiğinde arkasındaki aile gücü, cebindeki sınırsız kadalyon ve o doğuştan gelen manipülasyon dehasıyla anında binanın popüler çocuklarından biri oldu. Profesörlerin gözdesi, kızların peşinden koştuğu, erkeklerin ise çekindiği o ulaşılamaz figürdü.
Kuralları çiğniyor ama bunu arkasında tek bir delil bile bırakmadan, suçu hep alt dönemdeki uysal çocukların üzerine yıkarak yapıyordu. Güçlü olmanın ve insanları parmağında oynatmanın tadını okul koridorlarında almaya başlamıştı. Yaşı büyüdükçe de zorbalık derecesi artıyor, etrafına topladığı öğrencilerle ona karşı olan ya da sessiz kalan herkesi eşek şakalarıyla canından bezdiriyordu.
15 yaşındayken, her şeye gücünün yettiğini sanan o en ergen, en kibirli döneminde, Ravenclaw binasından Maeve adında kendi halinde bir kıza sardı. Kızın onun popülerliğine yüz vermemesi canını sıkmıştı, ayıca kendine çok yediremese de ondan hoşlanıyordu. Silas, ortak salonda arkadaşlarına hava atmak, "bakın şimdi ne yapacağım" diyerek eğlenmek için kıza tamamen düşüncesizce, çiğ bir ergen eşek şakası yapmaya karar verdi. Kıza yaklaştı ve kaba, eğitimsiz bir zihin büyüsüyle kızın aklından geçen o anki komik ya da saçma düşünceleri canlı yayın gibi koridorun ortasında herkese duyurmaya çalıştı.
Ancak Silas’ın o aptal ergen kafasıyla hesap edemediği bir şey vardı: Maeve’in zihni zaten kırılgan bir cam gibiydi ve Silas’ın o hoyrat, dalga geçme amaçlı zihin dalışı kızın zihnindeki tüm psikolojik barajları patlattı. Maeve o zihinsel acıyla ve geçirdiği ani cinnetle, can havliyle asasını çekip kontrolsüz bir lanet fırlattı. Büyü Silas’ın tam sol gözünün altını parçalayarak derin bir yara bıraktı. Fakat asıl yıkım Maeve’de oldu; kız o gecenin sabahında akıl sağlığını tamamen yitirdi ve bir daha asla eski haline dönemeyerek St. Mungo'ya kapatıldı. Düz bir ergen şakası, bir kızın hayatını karartmıştı.
Silas’ın nüfuzlu babası anında araya girdi ve parayla olayı tamamen örttü. Resmî kayıtlara Maeve’in "kendi kendine geçirdiği bir sinir krizi" olarak geçmesini sağladılar. Silas yaptığı o korkunç eşek şakasının bedeli olarak tek bir gün bile ceza almadı, okuldan atılmadı. Babasının büyüyle yarayı iyileştirme teklifini reddetti. İşte bu mutlak cezasızlık, Silas’ın içindeki o kibirli safkan çocuğu öldürdü. Kendi yaptığı o canavarlıkla ve ailesinin o iğrenç gücüyle yüzleşen Silas derin bir bunalıma girdi. Okulun son iki yılını tamamen köşesine çekilerek geçirdi. Mezuniyet gününde babasının yüzüne tükürerek soyadını (Burke) kullanmayı reddetti ve ailesini tamamen terk etti.
Evden kaçıp Hogsmeade'e sığındı, oradaki dükkanlarda çalışıp para biriktirirken tek bir büyük korkusu ve paranoyası vardı: Bir gün birinin onun zihnine girip bu iğrenç anısını, bu vicdan azabını ve Maeve'e yaptığı şeyi görmesi. Vicdan azabı onu hiç terk etmedi, sık sık kızı St. Mungo'da ziyaret etti, Maeve onu tanımasa da ihtiyaçlarını gidermeye çalıştı.
Vicdan azabı ve amaçsızlık onu yeraltında kafayı tamamen zihnini dış dünyaya kapatmaya takmaya itti. Yıllarca süren inziva, acı dolu pratikler ve zihinsel disiplinlerin ardından Zihinbend sanatında kusursuz bir usta oldu. Artık zihnini öyle bir kapatıyordu ki, en güçlü zihin okuyucular bile onun duvarlarını aşamıyor, zihninde sadece sahte anılar veya mutlak bir boşluk buluyorlardı.
Otuzlu yaşlarına yaklaştığında biriktirdiği parayla eski bir dükkanı devraldı, burası büyülü bitki dükkanı olmadan evvel bir silo olarak kullanılmıştı. Silas da bu konsepti çok bozmadı, dükkanın adını Silas's Silo yaptı. Burada fikirleri pek rağbet görmeyen büyücülerin el yazmaları, çok eski Hogwarts ders notları, okulda bulunmayan hatta zararlı görülen deneysel büyü ve bilgi kitapları, diğer okulların müfredatlarından oluşan kitaplar gibi çok niş ürünler alınıyor ve satılıyordu. Silas'ın amacı böyle eserleri satın alıp satmaktan öte, içinde Maeve'i iyileştirecek bir şey bulmaktı.
Gel zaman git zaman Hogwarts'dan direkt Silo'ya bir geçit olduğunu keşfetti ve bunu bir reklam fırsatına dönüştürdü. Kendi kendine yazılar şiirler yazan, dergi çıkaran öğrenciler buraya uğrar oldu, bu da ayrı bir gelir kapısı olmuştu. Lakin bu geçitten bakanlığın da haberi olduğunda Silas sıkışıp kaldı, böylece ikili oynamak zorunda kaldı. Hem öğrencilerin propagandasına ve örgütün işlemesine yardım ediyor hem de bakanlığa örgütün faaliyetlerini fişliyordu, bunu da öyle inandırıcı argümanlarla yapıyordu ki kimse onu suçlayamıyordu. Böylece zamanında kendisinin tek güç olduğu zamanlardaki gibi mutlak kaosu engellediğini düşünüyordu, eğer bakanlık ya da öğrenciler tamamen baskın çıkarsa istedikleri her şeyi yaparlardı, böyle bir durumdan hiç kimse kazançlı çıkamazdı. Adama göre mutlak düzen iki eşit gücün savaşından doğardı. Tüm ömrünü bu dengeyi korumaya adayacaktı.