
Kısaca Karakter Kurgusu:
Craig, tersanede ağır işlerde çalışan bir muggle kadının (Penny MacLeod) ve onu hamile bıraktıktan sonra ortadan kaybolan bir büyücünün oğlu olarak doğdu. Doğduğunda annesi de daha çocuk yaşta sayılırdı. Craig; annesi tarafından beklenen ve istenen bir gebelik değildi, haberi alınca ailesi de kızlarını evden atınca kadın bulabildiği ilk işe girdi.
Penny, altı kadın arkadaşlarıyla birlikte bir evde yaşarken doğurdu oğlunu. İlk birkaç sene çocuğa tüm ev arkadaşlarıyla birlikte baktı ama çocuğun tuhaf hareketleri yüzünden altı yaşına geldiğinde evden ayrılmak zorunda kaldı. O süreçte de kendinden yirmi yaş kadar büyük, dul bir ustabaşı ile evlendi. Adam özünde kötü biri değildi ama sevgiden uzaktı, otorite onun için her şeydi. Evde neşeye, gülümsemeye yer yoktu, mutlak bir sessizlik hakimdi. Craig bu hayata alışamamıştı, kadınların arasında günü daha şen şakrak geçiyordu. Bu yüzden çocuk tüm gününü dışarıda çocuklarla oynayarak, kavga ederek, ufak tefek hırsızlıklar yaparak geçirmeye başladı, eve çağrılana dek girmiyordu içeri. Bazı günler babası onu yanında işe götürüyor ve büyük bir ciddiyetle yaptığı işleri ona gösteriyor, bazen de kendine yardım ettiriyordu. Çocuğun kıvrak bir zekası vardı, küçük yaşta da işleri öğrenmesiyle hızla ilerleyen bir mekanik el becerisi durumu oluşmuştu.
Evliliğinin ikinci senesinde Penny kocasından bir kız dünyaya getirdi, Libby.
Craig, Libby doğduğunda tuhaf davranmayı bıraktı ilginç bir şekilde. Tüm gününü ona göz kulak olarak, onu eğlendirmeye çalışarak geçiriyordu. Penny de oğlunun uslu olmasına seviniyordu lakin Craig ilkokula başlayınca huzur bozuldu. Çocuk uyumsuz biriydi, derslere ilgisi yoktu ve öğretmenleri sürekli şikayet ediyordu ondan. Sınıfın düzenini bozmaktan diğer çocukları pataklamaya her türlü suçu işliyordu oğlan. Bu yüzden her sene okul değiştirse de en sonunda gideceği okul onun nihai okulu olacaktı.
Glasgow'da sürekli okul değiştiren Craig, Hogwarts’a geldiğinde de uslanmadı. Seçmen Şapka onun Libby’ye olan o sarsılmaz, canını feda edecek sadakatini görüp Hufflepuff’a çığlığı bastığında, Craig binanın o "uysal, uslu" imajına hiç uymuyordu. Ortak salondaki o şen şakrak, kalabalık hava ona çocukluğundaki o altı kadınlı evi hatırlattı; bu yüzden binayı çok sevdi ama derslere ve kurallara olan uyumsuzluğu anında baş gösterdi.
Profesörlerin talimatlarına kulak asmıyor, ödev yapmıyor, koridorda laf atan Safkan çocukları asayla değil, bildiğin Glasgow usulü yumrukla indiriyordu. İlk senesinde Hufflepuff’a kazandırdığından çok daha fazla ceza puanı kaybettirdi. Herkes onun sene sonu gelmeden okuldan atılacağını düşünüyordu.
Craig’in teorik büyülere zerre kafası basmıyordu ama fark etti ki, büyü yaparken asayı bir boksör gardı gibi sıkı tutup hamlelerini fiziksel refleksleriyle birleştirdiğinde düellolarda devleşiyordu. Okulun o çıtkırıldım Safkan çocukları daha asalarını sallayıp tekerleme söylerken, Craig üzerlerine koşup büyüyü rakibin çenesinin bir parmak uzağından patlatıyordu.
Onun bu tuhaf becerileri işine yarasa da aldığı cezalar yüzünden meşguliyeti bir türlü bitmiyordu. Lakin aldığı her cezayı hızlıca halletmenin yolunu buluyor, nerede aksayan eski usul sıkıntı varsa muggle tarzı bilgileri ve eser miktarda büyü bilgisiyle çözüyor, okulun hademesinin başta nefretiyken sonra favori öğrencisi oluyordu. Bu becerisi profesörlerin de kulağına gidince odalarındaki basit tamir işlerini de çocuğa yaptırır olmuşlardı.
Okul rejiminin ve yasakların yavaş yavaş hissettirdiği sene, Craig için en büyük kabus başladı: Libby'den haber alamamak. Evdeki o buz gibi adamın Libby'nin neşesini söküp almasından ölümüne korkuyordu. Rejimin okula tamamen çökmeye başladığı yıllarda da Craig, öncelikle Libby ile iletişimin kopmamasını sağlamak sonra da otoriteye baş kaldırmak için Phoenix Circle'e katıldı ve okulun en uyumsuz, en çok ceza alan ama arkasındaki binanın ölümüne güvendiği o Craig MacLeod'a dönüştü. Örgüt için alınabilecek tüm riskleri alıyor, kaçakçılık, illegalite, sert ve pis işler, hepsi onda.