Hogwarts Ekspresi Londra’dan kalktığında, Albus kompartımanda yapayalnızdı. Burnunun üzerindeki o yeni, yamuk şekil ve gözlerindeki o hüzünlü derinlik, yanından geçen öğrencilerin fısıldaşmasına neden oluyordu. Artık o eski kibirli, her şeyi bildiğini iddia eden çocuk gitmişti; yerine sessiz, her kelimesini tartarak konuşan bir adam gelmişti.
Okulun son yılında Albus, tüm sınavları yine en yüksek derecelerle (Beklenenin Çok Üstünde) bitirdi. Mezuniyet günü geldiğinde, Büyük Salon’da onun için özel bir kürsü kurulmuştu. Sihir Bakanlığı’ndan gelen üst düzey yetkililer ve Seherbaz Ofisi Başkanı, Albus’un etrafını sarmıştı.
"Bay Dumbledore," dedi Bakanlık temsilcisi, elindeki parşömeni uzatarak. "Sihir Bakanı’nın doğrudan emridir. Mezun olduğunuz an, Bakanlık bünyesinde 'Müsteşar Yardımcılığı' makamı sizin için hazır. Sizin gibi bir dehanın yeri Londra’nın kalbidir. Dünyayı oradan yönlendirebilirsiniz."
Dünyayı yönlendirmek... Bu kelime bir yıl önce Albus’un gözlerini hırsla kör edebilirdi. Ama şimdi, o kelimeyi duyduğu an içindeki o karanlık odada Ariana’nın cansız bedeni canlandı. Güç, Albus için artık bir unvan değil, insanı canavarlaştıran bir zehirdi. Kendine güvenmiyordu; eğer o makama geçerse, içindeki o Grindelwald vari dürtülerin yeniden uyanmasından korkuyordu.
Albus, uzatılan parşömene elini bile sürmedi. Hafifçe eğilerek selam verdi.
"Nazik teklifiniz için teşekkür ederim efendim," dedi Albus, sesi bir çınar ağacı kadar dingin ve sarsılmazdı. "Ancak ben dünyayı yönetmekle ilgilenmiyim. Ben, dünyanın geleceğini inşa edecek olan genç zihinlerin doğru yolda kalmasını sağlamak istiyorum. Benim yerim Londra’nın karanlık koridorları değil, Hogwarts’ın ışıklı sınıflarıdır."
Bakanlık yetkilileri şok içinde birbirlerine baktılar. Tarihin en büyük dâhisi, gücün ve siyasetin zirvesini elinin tersiyle itmişti.
Albus, o gün doğrudan Müdür’ün odasına çıktı. Dönemin Biçim Değiştirme profesörünün emekliliğe ayrılacağını biliyordu. Oda kapısı açıldığında, Albus asasını masaya bıraktı.
"Profesör," dedi Albus sakinlikle. "Hogwarts’ta kalmak istiyorum. Biçim Değiştirme kürsüsüne adayım. Çocuklara sadece büyü yapmayı değil, o büyünün sınırlarını ve getirdiği sorumlulukları öğretmek istiyorum."
Müdür, Albus’un burnundaki o kırık izine ve gözlerindeki o olgunluğa baktı. Onun içindeki o büyük fırtınayı ve trajediyi hissetmişti. "Hogwarts, her zaman evine dönmek isteyenlere kapısını açar Albus," dedi.
Albus Dumbledore, o gün sadece bir meslek seçmedi; hayatının geri kalanını adayacağı o koruyucu maskeyi seçti. O artık bir "Profesör" olacaktı. Gücü elinde tutmak yerine, onu saklamayı ve başkalarını o güçten korumayı öğretecekti.