Zindanlardaki o acımasız zaferin ertesi sabahı, Albus Büyük Salon’a girdiğinde her zamanki fısıltıların bu kez saygıyla karışık bir korkuya dönüştüğünü fark etti. Masasına oturduğu an, baykuşların bıraktığı postaların arasından parlayan gümüş bir nesne yuvarlandı.
Üzerinde büyük bir "S" harfi kazınmış, Gryffindor renkleriyle süslü Sınıf Başkanı (Prefect) rozetiydi bu. Normalde beşinci sınıfta verilen bu unvan, Albus’un durumundaki "olağanüstülük" nedeniyle dördüncü sınıfın sonunda erkenden ona takdim edilmişti. Yanındaki mektupta Müdür’ün o ağdalı yazısı okunuyordu: "Büyük güç, büyük bir disiplin gerektirir Dumbledore. Okulun düzenini korumak artık senin görevin."
Elphias Doge hayranlıkla rozete baktı. "Albus, bu harika! Artık geceleri koridorlarda devriye gezme ve kimsenin bilmediği yerlere girme yetkin var."
Albus rozeti eline aldı, gümüşün soğukluğunu hissetti. Okul yönetimi onun kuralları çiğnemesinden o kadar korkmuştu ki, onu kuralların koruyucusu yaparak dizginlemeye çalışıyorlardı. Ama Albus’un zihni her zamanki gibi satranç tahtasını tersine çevirdi: Bu rozet bir kelepçe değil, okulun tüm gizli kapılarını açacak bir maymuncuktu.
O gece, üzerinde Sınıf Başkanı rozetiyle el ayak çekildikten sonra koridorlara çıktı. Elindeki fenerin ışığı, Hogwarts’ın o asırlık taş duvarlarında gölgeler büyütüyordu. Diğer sınıf başkanları sadece yaramaz öğrencileri ararken, Albus duvarlardaki rünik kazımaları, tablolardaki gizli fısıltıları inceliyordu.
Gryffindor Kulesi ile Kütüphane arasındaki üçüncü kat koridorunda durdu. Duvardaki tek gözlü bir cadı heykelinin arkasından gelen o hafif büyüsel akımı hissetti. Asasını heykelin asasına dokundurdu ve Antik Rünler dersinde çözdüğü o geometrik enerji şifresini mırıldandı: "Dissendium."
Heykelin sırtı büyük bir sessizlikle ikiye ayrıldı ve karanlık, dik bir tünel aşağıya doğru uzandı. Burası, Hogwarts sınırlarının dışına, belki de doğrudan Hogsmeade köyüne açılan gizli geçitlerden biriydi.
Albus karanlık tünele bakarken gülümsedi. Okul ona bu yetkiyi koridorları korusun diye vermişti, ama o bu yetkiyi Hogwarts’ın en derin sırlarını haritalandırmak için kullanıyordu. İçindeki o "özgürlük" ve "sınırları yıkma" arzusu, bu gizli geçitlerle daha da beslendi. O an fark etti ki, Hogwarts bile onun için yavaş yavaş bir sınır olmaktan çıkıyordu. Zihni, Godric’s Hollow’daki o sarmaşıklı eve ve orada onunla buluşmayı bekleyen Gellert Grindelwald’a doğru çoktan o gizli tünellerden kaçmıştı.