Hogwarts’taki üçüncü yılını geride bırakıp Godric’s Hollow’a dönen Albus için ev, her zamankinden daha dar, daha kasvetliydi. Gizem Departmanı’nın o karanlık teklifini reddetmiş olmanın verdiği gurur, evdeki mutfak masasına oturduğu an un ufak oluyordu. Annesi Kendra’nın mesafeli bakışları, Aberforth’un bitmek bilmeyen o sessiz suçlamaları ve Ariana’nın odasından gelen o boğuk hıçkırıklar... Albus, buraya ait olmadığını her hücresinde hissediyordu.
Yine bir öğleden sonra, kendini Bathilda Bagshot’ın o kurtarıcı kütüphanesine attı. Ancak bu kez içeride farklı bir enerji vardı. Bathilda, masanın üzerindeki haritaları ve parşömenleri telaşla topluyor, yüzünde yaşlı bir kadından beklenmeyecek bir heyecan parlıyordu.
"Ah, Albus! Tam zamanında geldin," dedi Bathilda, elindeki gümüş şamdanı masaya bırakırken. "Ona yazdığım son mektubun cevabı bu sabah geldi. Gellert yola çıkmış!"
Albus’un kalbi göğüs kafesinde ani bir vuruş yaptı. "Grindelwald mı? Buraya mı geliyor?"
"Evet, Durmstrang’daki o... diyelim ki 'anlaşmazlıklardan' sonra Avrupa’daki araştırmalarını tamamlamış. Önümüzdeki ayın başında bu evde olacak," dedi Bathilda, Albus’un gözlerinin içine bakarak. "Sana yemin ederim Albus, onun mektuplarını okurken sanki senin zihninin bir başka yarısını okuyor gibi oluyorum. O da bu dünyanın sınırlarından, büyücülerin Muggle'lardan saklanmak zorunda kalmasından nefret ediyor. O da 'Daha Büyük bir İyilik' peşinde."
Daha Büyük Bir İyilik. Bu kelimeler Albus’un zihninde adeta bir rün gibi çakıldı.
Evin bahçesinden çıkıp kendi evine doğru yürürken Albus, Godric’s Hollow’un tozlu yoluna baktı. Çok yakında bu yoldan, onunla aynı frekansta konuşan, onun dehasını küçümsemeyecek ya da ondan korkmayacak tek insan geçecekti. İçindeki o yalnızlık, yerini tehlikeli bir sabırsızlığa bırakıyordu.
Ancak eve girdiğinde manzara yine değişti. Ariana mutfakta, elindeki su bardağını yere düşürmüş, dökülen suya bakarak titriyordu. Kendra ise kızını sakinleştirmek için ona sarılmış, saçlarını okşuyordu. Albus kapı eşiğinde durup onlara baktığında, içindeki o iki farklı dünya çarpıştı.
Bir tarafta, Bathilda’nın bahsettiği o vizyoner gelecek, dünyayı değiştirecek güç ve Gellert Grindelwald vardı. Diğer tarafta ise bu kırık dökük ev, lanetli bir kız kardeş ve o tokatla yüzüne gerçeği vuran bir anne.
Albus o gece odasında, pencereden Bathilda’nın evine doğru bakarken içindeki o fırtınayı dindiremiyordu. Gelecek olan çocuk, onun kurtuluşu mu olacaktı yoksa felaketi mi? Bilmiyordu. Ama Albus Dumbledore, hayatında ilk kez dördüncü sınıfa başlamak için değil, o yazın gelmesi ve Gellert'ın gölgesinin bu köye düşmesi için gün sayıyordu. Kader, ağlarını Godric’s Hollow’un üzerinde örmeye başlamıştı.