Üçüncü yılın baharında, Hogwarts koridorlarında alışılmadık bir figür belirdi. Üzerinde gece karası, hiç ışık yansıtmayan pürüzsüz cübbeler olan ve yüzünü gölgeleyen geniş şapkalı bir adam, Müdür’ün odasından çıkıp doğrudan Büyük Salon’a, Albus’un yanına geldi. Bu adam bir Unutulabilir (Unspeakable), yani Sihir Bakanlığı Gizem Departmanı’nın gizli ajanlarından biriydi.
Büyük Salon’un tenha bir köşesinde, adam asasıyla etraflarına ses geçirmez bir kalkan (Muffliato) ördükten sonra şapkasını hafifçe kaldırdı. Gözleri kapkaranlıktı, sanki bir insanın ruhuna bakıyor gibiydi.
"Bay Dumbledore," dedi adam, sesi fısıltı gibi ama derinden geliyordu. "Benim ismimin bir önemi yok. Ancak Departmanımız, senin Antik Rünler ve Aritmansi formüllerini nasıl birleştirerek enerjiyi sabitlediğine dair raporları inceledi. On üç yaşında bir çocuğun, zamanın ve uzayın dokusunu değiştirebilecek denklemler yazması... Bu, Bakanlığın gözünden kaçamaz."
Albus, sakinliğini bozmadan adamı süzdü. "Bakanlık benimle neden ilgileniyor? Ben sadece derslerimi çalışıyorum."
Adam hafifçe gülümsedi ama bu gülümseme soğuktu. "Biz derslerle ilgilenmeyiz. Biz 'sınırlarla' ilgileniriz. Londra’nın altındaki o karanlık odalarda, zamanı, ölümü ve sevgiyi inceliyoruz. Senin o dahi zihnine ihtiyacımız var. Okulu bitirdiğin gün, sınavlara bile girmene gerek kalmadan Departman’ın kapıları sana açılacak. Orada, sıradan büyücülerin asla göremeyeceği kadim sırlarla çalışacaksın. Kimsenin seni kısıtlayamayacağı bir güç."
Albus bir an duraksadı. Kimsenin seni kısıtlayamayacağı bir güç. Bu cümle, evdeki o baskıdan ve Ariana’nın lanetinden kaçmak isteyen ruhu için büyük bir yemdi. Ancak Albus, satranç tahtasını her zaman üç hamle sonrasına göre kurardı. Gizem Departmanı’na girmek demek, ömür boyu bir gölge olarak yaşamak, Bakanlığın emirlerine boyun eğmek ve asla kendi adıyla bir efsane olamamak demekti.
"Teklifiniz büyüleyici," dedi Albus, gözlerindeki o mavi parıltıyı adama dikerek. "Ancak ben sırları korumak ya da onları yerin altında saklamak istemiyorum. Ben onları anlamak ve dünyayı o bilgilerle şekillendirmek istiyorum. Gizem Departmanı bir hapishanedir; çok bilgili ama zincirlenmiş bir hapishane. Ben kendi zincirlerimi kırarken, başkasınınkine girmem."
Unutulabilir adam şapkasını tekrar indirdi. "Büyük bir kibir, genç Dumbledore. Unutma ki sistemin dışındaki dâhiler, sistem tarafından ya yok edilir ya da yalnızlığa mahkûm edilir. Kararını tekrar düşünmen için önünde yıllar var."
Adam kalkanı kaldırıp bir gölge gibi ortadan kaybolduğunda, Albus elindeki parşömene baktı. Bakanlığın ondan korktuğunu hissetmişti ve bu his, ona Felsefe Taşı’ndan ya da rünlerden daha büyük bir güç verdi. O, sistemin bir parçası olmayacaktı; o, sistemin ta kendisi olacaktı.