Albus, günlerdir ne doğru dürüst yemek yiyor ne de derslerde o parmak ısırtan teorilerini paylaşıyordu. Zihni, o tozlu odadaki altın çerçeveli aynanın içine hapsolmuştu. Her gece gizlice o odaya gidiyor, aynadaki sağlıklı Ariana’ya ve gururlu babasına saatlerce bakıyordu. Bu, bir büyücü için afyon gibiydi; gerçek hayatın getirdiği o ağır sorumluluklardan ve suçluluk duygusundan kaçabileceği tek yer orasıydı.
En yakın dostu Elphias Doge, Albus’taki bu değişimi fark eden ilk kişiydi. Bir gece, Albus yine gizli odasına süzülürken Elphias onu takip etti. Albus aynanın karşısında, gözlerinde garip bir parıltıyla donup kalmışken Elphias kapıyı araladı.
"Albus... Günlerdir burada ne yapıyorsun?"
Albus irkilerek arkasına döndü. O anki bakışı, Elphias’ı bir adım geri atmaya zorladı; Albus’un gözlerinde her zamanki şefkat yoktu, sanki bir hazineyi koruyan vahşi bir hayvanın yırtıcılığı vardı.
"Burada olmamalıydın Elphias," dedi Albus, sesi ürkütücü derecede soğuktu.
"Herkes seni merak ediyor! Profesörler, sınavlar... Albus, sen bu değilsin. O aynada ne görüyorsan gör, o gerçek değil!" Elphias aynaya yaklaştı ama o sadece kendi yansımasını ve Albus’u görüyordu. Aynanın sırrı, sadece ona bakanın ruhuna aitti.
Albus bir an asasına uzandı, içindeki o kontrolcü taraf Elphias’ın hafızasını silmeyi düşündü. Ama Elphias’ın o sadık ve endişeli gözlerini görünce duraksadı. Hayatında ilk kez birine içini açma ihtiyacı hissetti.
"Ben orada ne görüyorum biliyor musun Elphias? Pişmanlık duymadığım bir hayatı görüyorum. Babamın ellerinin temiz olduğu, kız kardeşimin şarkı söylediği bir dünyayı... Sen bu aynaya baktığında sadece kendini görürsün, çünkü sen olduğun kişiden mutlusun. Ama ben... Ben bu dünyayı tamir etmek zorundayım."
Elphias, dostunun omzuna elini koydu. "Dünyayı tamir edemezsin Albus, sadece daha iyisini inşa edebilirsin. Bu ayna seni geriye çekiyor. Eğer burada kalmaya devam edersen, gelecekte yapabileceğin o büyük işlerin hiçbirini başaramayacaksın."
Albus aynaya son bir kez baktı. Aynadaki "gölge" (o sarı saçlı siluet) sanki ona el sallıyordu. Albus büyük bir irade savaşı vererek arkasını döndü. Elphias haklıydı; aynalar insana bilgi vermezdi, sadece özlem verirdi.
O gece Albus, aynanın bulunduğu odanın kapısına en güçlü kilitleme tılsımlarından birini yaptı. Fakat o "gölge"nin görüntüsü zihnine kazınmıştı. Aynadan uzaklaşsa da, içindeki o "her şeyi düzeltme ve dünyaya hükmetme" arzusu artık tamamen uyanmıştı.