Albus beş yaşını doldurduğunda, babası Percival ona doğum günü için büyülenmiş bir set Büyücü Satrancı değil, ondan daha basit olan "Yürüyen Kurşun Askerler" seti hediye etti. Bu askerler, sahibinin fısıltılarına göre formasyon alıyor ve minik kılıçlarını birbirine vurarak talim yapıyordu.
Ancak Albus, askerleri birbirine kırdırmak yerine onları masanın üzerine dizip saatlerce izledi. Diğer çocuklar askerleri savaştırırken, Albus onlara karmaşık labirentler kuruyor ve her bir askerin bu engelleri nasıl aşacağını gözlemliyordu. Bir gün askerlerden biri takılıp düştüğünde, Albus ona dokunmadan sadece bakışlarıyla askeri ayağa kaldırdı.
O an küçük Albus, sadece komuta etmeyi değil, her bir parçanın zayıflığını ve gücünü anlamayı öğrendi. Masanın üzerindeki o küçük metal askerler, yıllar sonra yöneteceği Zümrüdüanka Yoldaşlığı'nın en ilkel provasıydı aslında. O, her zaman en arkadaki büyük resmi gören çocuktu.