Albus iki yaşına bastığında, Dumbledore evine yeni bir ses katıldı: Aberforth. Albus, beşikteki kardeşini izlerken diğer çocukların aksine kıskançlık değil, derin bir merak duyuyordu. Küçük ellerini kardeşinin başına koyduğunda, Aberforth'un ağlaması bıçak gibi kesiliyor; oda, Albus’un iç huzurunu yansıtan yumuşak, sarı bir ışıkla doluyordu.
Kendra, büyük oğlunun bu sakinliğinden ürküyordu. Albus, saatlerce camın kenarında oturup yağmur damlalarının süzülüşünü veya karıncaların bahçedeki yolculuğunu izleyebiliyordu. Onun için her hareket bir gizem, her ses çözülmesi gereken bir şifreydi.
Bir gün Aberforth huzursuzlandığında, Albus parmağını havada yavaşça döndürdü. Odadaki toz taneleri bir araya gelerek minik, parlak birer kelebeğe dönüştü ve kardeşinin başucunda dans etmeye başladı. Albus, kendi gücünü başkalarını yatıştırmak için kullanmayı daha o yaşta keşfetmişti. Ancak bu masumiyet, dış dünyadaki "diğerlerinin" fark edilmesiyle yakında sarsılacaktı.