Albus henüz bir yaşındaydı ama Mould-on-the-Wold’daki evlerinde tuhaf şeyler olmaya başlamıştı. Annesi Kendra, Albus’u beşiğine yatırdığında odadaki mumların ışığı kendi kendine sönüyor, Albus gülümsediğinde ise oda tekrar gün gibi aydınlanıyordu.
Bir gece, Percival odaya girdiğinde hayretler içinde kaldı. Albus’un ahşap beşiğinin üzerinde, tahta parçalarından oluşmuş küçük, parlayan kuş figürleri havada süzülüyordu. Bebek Albus, henüz bir kelime bile etmemişti ama minik ellerini havaya sallayarak bu ışık oyunlarını yönetiyordu.
Dumbledore evinde artık bir kural vardı: Albus’un yanında duygularını kontrol etmelilerdi. Çünkü bebek Albus, çevresindeki gerginliği ya da neşeyi emiyor, bunu anında küçük sihir patlamalarına dönüştürüyordu. O, sadece bir bebek değil; uyanmayı bekleyen devasa bir gücün uykulu haliydi.